2022 yılı ilk 6 ay

Merhaba sevgili takipçilerim ve kitap dostlarım. 2022 yılı hızlı geçiyor. Nasıl olduğunu anlayamadan yarısı bitti bile. Biraz seyahat bol bol kitap okumaya çalıştım ama yine de planladığımın altında kitap okuyabildim maalesef. 2 e-kitap 14 de normal kitap okuyabildim haziranın ikinci haftasına kadar.

Umarım okuma hızımı arttıra bilirim diye ümit ediyorum ama malum şimdi de yaz ayları geldi ve tatiller, seyahatler artacak. Bakalım nasıl bir ilerleme kaydedeceğim her beraber göçereceğiz.

Bu yılın ilk kitabı ile başlayalım o halde.. Seattle yolculuğumda yanımdaki kitap bittiği için telefonumdan e-kitap okumaya başladım Reşat Nuri Güntekin Acımak romanı ilk kitabım oldu.

Acımak – Reşat Nuri Güntekin

Ama ben kitaba dokunarak, sayfaları hissederek okumayı sevenlerdenim. Yokluk insana her şekilde okumayı öğretiyor yine de ☺️ benimde bu yılın ilk kitabım mobil kitap oldu. Hal böyle olunca görsel fotoğrafı da telefondaki kitap kapağı oldu ve çok da yavan oldu maalesef. Gelelim kitap yorumuna..

Görevine bağlılığıyla tanınmış bir ilkokul başöğretmeni olan Zehra Hanım babasından nefret etmekte hatta onun varlığını bile kabul etmemekte olan, acıma yeteneğini kaybetmiş bir genç kadındır. Kimselerin bilmediği babasının ölmek üzere olduğunu hiç bilmediği anda öğrenir ve önce inkar eder. Fakat sonra gitmeye karar verir ama ne yazık ki hasta ve yaşlı adam vefat etmiştir. Babası sefalet içinde vefat ederken kızına sadece anılarını yazdığı bir defter ve baba ile kızını belkide ilk defa tanıştıracak satırlar bırakmıştır.

Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali


Bu kitabı da mobil kitap olarak okudum. O yüzden kitap fotoğrafım da yine telefondaki kitap kapağı 😊

Gelelim kitabımızın konusuna, sanırım okumayan kalmamıştır zaten kitabı malum bir Türk Edebiyatı klasiği. Ölümle başlayıp ölümle biten, çocukken anne babasının ölümüne şahit olan ve bu travmayı yaşamının her evresinde kendisi farkında olmada da hisseden bir köy çocuğu Yusuf. Onu evladı yerine koyan Kaykaman babasının evinde büyümüş, kaymakamın eşi tarafından hep hor görülmüş ve kaymakamın küçük kızı güzeller güzeli Muazzez’e aşık, okumamış, bir baltaya sap olamamış bir delikanlı. Bir süre sonra kaymakam bey vefat edince işler karışır. Bundan sonrası çok spoiler içereceği için okumayanlar okusun derim.
Ben kitabı bitirdiğim günün sabahı uçaktaydım. Zaman geçsin filim izleyeyim derken Türk Filmleri altında Kuyucaklı Yusuf filmini gördüm ve hemen izledim. Gerçekten çok ilginç bir şekilde hiç senaryolaştırmadan bire bir kitap cümleleri ile filmi çekmişler. Hatta onlarla bazı replikleri ben de tekrarladım o kadar aynıydı yani 🙂 Bu da burada küçük bir anı olarak kalsın, sizlerle paylaşmış olayım 😄

Mucizeler Yağarken – Kristin Hannah

Kristin Hannah ilk defa okuduğum bir yazar.. Dilini sevdim. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm ve ikinci bölüm birbirinden çok farklı.
Mucizelere inanır mısınız? Eğer inanıyorsanız bu roman tam size göre.
Joy kocası tarafından kız kardeşi ile aldatılmış yaralı bir kadın. Herkesten uzaklaşmak için bilmediği bir yere uçak bileti alıyor ve bindiği uçak düşüyor.
Bobby annesini kaybetmiş küçük bir çocuk, babası Daniel ile yaşıyor.
Bu üç kişinin yolunun nasıl kesiştiğini merak ediyorsanız kitabı okumanızı tavsiye ederim. İlginç bir kurgusu ve okuyucu ters köşeye yatıran bir hikayesi var.

Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var – Osman Balcıgil

Yine bir Osman Balcıgil ve yine bir dönem romanı ile geldim. Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var
İçim acıyarak okudum her satırını. Bildiğim konuyu bir kez de yazarımızın kaleminden içine güzel ama sonu tam da 68 kuşağının sonuna uyan bir aşk hikayesi çevresinde şekillenmiş. Genç teğmen ve hukuk öğrencisi güzel kız. İdeolojileri uğruna canlarından olan vatan evlatlarımız. Dönemin siyasileri dış güçlere uşaklık ederek vatan evlatlarının kanını içmekte bir behis görmemişler çünkü onlar için önemli olan ülkeyi parsel parsel pazarlamak daha fazla ceplerini doldurmak ve buna karşılık sadece uşak olmak. Kanla alınan hakları gizli kapılar ardında elden dağıtmak.. Yazacak söylenecek çok ama giden geri gelmiyor. Tıpkı dar ağacına çekilen üç fidan gibi hepimizin bir şekilde isimlerini bildiklerimiz ve adları o kadar zikredilmediği için gölgede kalan ama 1972 yılından çok önce katledilen vatan evlatlarımız gibi. Hepsinin ruhları şad mekanları cennet olsun 🙏🏻

Büyükelçinin Kızı – Pam Jenoff

Kalemi ile ilk defa tanıştığım Pam Jenoff kitabı olan Büyükelçinin Kızı. Kitap sanırım bir seri ama tarih aralığı ilginç bir seri, ilk kitap 1919 da geçerken diğer kitaplar 1939,1945 yıllarında devam ediyor. Sırada ki romanlar Kumandanın Aşığı ve Diplomatın Karısı.. Gelelim kitabımızın konusuna..
Birinci dünya savaşının sonrası Paris. Savaş sonrası barış antlaşması için Paris’e gelen Alman temsil heyetindeki büyükelçinin kızı Margot, ve aynı görevle Parise gelen yüzbaşı Georg. Tabii ki aşk.. Ama Margot zaten duygularından emin olmadığı biriyle nişanlıdır. Margot karakteri kararsız, kafası karışık ve yalnız bir kız. Ama sonunda kendi iradesiyle bir karar almak için her şeyden uzaklaşmaya karar verir.
Bu arada ilk 100 sayfa çok çabuk akmadı ama sonrası keyifle ilerledi Kitap bende yarım kalmış hissi uyandırarak bitti açıkçası bakalım diğer kitapları nasıl?

Kumandanın Aşığı – Pam Jenoff

Pam Jenoff kitabı olan Kumandanın Aşığı kitabı ile geldim. Serinin ikinci kitabı ve gerçekten çok güzel akıcı ilk kitaptan farklı olarak ilk sayfadan itibaren sizi içine alan bir kitap.
Gelelim kitabımızın konusuna..
Yıl 1939 Hitler Polonya’ya girmiş Yahudiler gettolara toplanmış, savaş bütün acı yüzü ile ortada. İlk kitaptan hatırlayacağımız yüzbaşı Georg ikinci kitapta 20 yıl sonra Nazi kumandanı olarak çıkıyor karşımıza. Emma henüz 19 yaşında yeni evlenmiş bir genç kadın. Kocası direnişe katılınca Emma anne babasının evine gider ama maalesef ailesi gettoya götürülmüştür.
Emma’nın gettodan kurtuluşu, kumandanla yolunun kesişmesi, direnişe yardım edebilmek için neleri feda ettiğini heyecanla okuyacaksınız. Kesinlikle tavsiye ediyorum okuyun.

Diplomatın Karısı – Pam Jenoff

Serinin üçüncü kitabı ve gerçekten yine çok beğenerek okuduğum Diplomatın Karısı. İkinci kitap gibi çok hızlı ilerleyen, ters köşeye yatıran bir kitap.
Gelelim kitabımızın konusuna..
Yıl 1945 oldu.. İkinci kitaptan hatırlayacağımız Marta başrolde bu kez. Hani köprüde Emma’yı Kumadanı öldürerek kurtaran ve kendi de yaralanan Marta.. Savaş bitmiş Amerikalı askerler Marta’yı bir hapishanede işkence görmüş, ölmek üzere bulur ve kurtarırlar. Kendisini kurtaran Amerikan askerinin ona elleri ile içirdiği suyu unutmaz Marta. Yolları tekrardan Salzburg da mülteci hastanesinde kesişir asker ile..
Bu kez birbirlerine aşık olmuşlardır ama asker sadece bir günlüğüne oradadır, yeni yaralılar getirmiştir ve Paris’e geçecektir birliği ile. İki aşığın yolu sırası ile Paris, Prag ve Londra da tekrar kesişecektir. Kitabı okurken özellikle de son bölümlere doğru Marta’nın hayatına giren kişilerin hem kendinin hem de etrafındaki bir kaç insanın hayatını nasıl değişirmiş olduğunu okuyup şaşıracaksınız. Kesinlikle tavsiye ediyorum okuyun bu seriyi. Çok beğeneceksiniz..
Kitapla ve aşkla kalın 💕

Romanovlar’ın Son Evi – John Boyne

Romanov’ların Son Evi kitabı ile geldim sevgili kitap dostlarım. Yazarı John Boyne. Yazarı Çizgili Pijamalı Çocuk romanı ile tanıyordum. Bu da okuduğum ikinci kitabı oldu.
Gelelim kitabın konusuna.
1915 yılı Rusya’nın son Çarı II.Nikolay zamanı. Hikaye de ana hatlarıyla iki kısıma ayrılmış. Biri çarlığın son dönemi diğeri genç bir Rus köylüsü olan Georgi ve aşkı. Georgi, köyünde kendi halinde fakir hayatını yaşarken Çarlığın komutanı köylerinden geçecektir. En yakın arkadaşının komutana yapacağı suikasti engelleyince kendini bir anda görkemli Kışlık Sarayda çarın veliahtı olan Çareviç Aleksey Nikolayeviç’in muhafızı olarak bulur. Hayatı kısa süreliğine de olsa tamamen değişmiştir.
Güzel bir kurgu roman.

📌Kısa bir bilgi vermeden geçemeyeceğim..
Çarın ailesi çarlık döneminin kapanması ile birlikte katledilince en küçük kızı Grandüşes Anastasiya’nın komünist yönetim boyunca, yıllarca mezar yerleri bilinemediği için ölümünden sonra, olası kaçışına dair söylentiler yayılmıştır. Bu kitapta da Grandüşes Anastasiya gerçekten kaçmış gibi işlenmiş. Halbuki 1918 yılında ailesindeki diğer fertler gibi o da katledilmiştir.

Yeni Yıl Yeni Hayat – Debbie Macomber

Eski takipçilerim bilir Debbie Macomber kitapları, gerek serileri olsun gerek yeni yıl tek kitapları olsun benim için çok özeldir. Dilimize çevrilen son iki kitabından biri olan noel ve kış temalı kısa bir romanı ile geldim. Romantik film tadında bir aşk romanı. Everly başarılı bir iş kadınıdır. Stresli günler geçirmektedir ortağı biraz değişiklik olsun diye biraz tatil yapmasını önerir ama asistanının gizli bir intikam planı vardır. Rezervasyonunu Amazon yağmur ormanlarına yaptırır, gerisi mi kitapta ☺️

Kristin Hannah – Bülbül

Kristin Hannah Bülbül romanı, ikinci dünya savaşı Fransa’sında geçen hüzünlü bir tarihi kurgu roman. Bütün savaş zamanı kitapları gibi bu kitapta beni derinden etkiledi. Ailenin her fertlerinin ayrı ayrı savaşın açtığı yaraları sarmak için birbirlerinden habersiz nasıl direndiğini okurken gözyaşlarınızı tutamayacaksınız. İki kız kardeşin savaş zamanındaki birbirinden farklı mücadelesi ve aile olmanın nasıl bir şey olduğunu yeniden keşfetmeleri ve tabii ki aşk.. Nazi zulmü, Sadece yahudilere değil Fransız halkına da yapılan işkence,açlık, sefalet, ölümcül soğuk hava, çalışma kampları daha doğrusu ölüm kamplarında hayat mücadelesi. Isabelle ve Veaan’in 1939 da başlayan ve 1945e kadar devan eden savaş ve beraberinde gelen acılarla mücadelesini okumanızı tavsiye ederim.
Yine bir güçlü güçlü kadınlar romanı.

Terri Dulong – Cedar Key Serisi

Terri Dulong Cedar Key serisi ilk kitabı Sırrım Kokunda Saklı.. 2021 de ilk üç kitabı okumuştum ama aradan uzun bir yıl girince dördüncü kitaptan devam etmek yerine hafıza tazelemek adına en baştan başladım iyi de yapmışım aslında bu sıcacık seriyi okumak çok keyifli.

Sırrım Kokunda Saklı – Terri Dulong

Gelelim kitap konusuna..
52 yaşındaki Sydney eşini ve sahip olduğu konforlu hayatını kaybedince soluğu üniversiteden arkadaşının yanında alır. Kafasını dağıtmak için geldiği bu küçük ve sevimli kasaba hayatının yeni başlangıcı olacaktır. Bu kasabada köklerini bulan Sydney acaba yeniden aşkı da bulacak mı?
Serinin kitapları hepsi birbirini takip ediyor. Her kitapta bir önceki kitaptaki kasaba sakinleri ile karşılaşmak çok keyifli.
Debbie Macomber Bir Yumak Mutluluk serisi gibi. Tavsiye ederim okuyun. Romantik, sevgi dolu, içinde aile, dostluk, sıcacık duygular barındıran okurken yüzünde tebessüm bırakan kitaplardan.

Yuvam Senin Yanın – Terri Dulong

Terri Dulong Cedar Key serisi ikinci kitabı Yuvam Senin Yanın.. İlk kitaptan hatırlayacaksınız Sydney’in kızı Monica bu kitapta 6 aylık taze bir yeni gelin olarak çıkıyor karşımıza. Monica’nın kocasının 4 yıl önce velayetini eski eşine bıraktığı Clarissa Jo annesinin sorumsuzlukları sebebi ile babası ve Monica’nın evine yerleşecektir. Fakat anne olmaya henüz hiç hazır olmayan Monica ve Clarissa’nın ilmek ilmek örülen sevgisini görmek için mutlaka okuyun bu kitabı.

Ben bu seriyi okurken annem de battaniye örmeye başladığı için kitap ile çok uyumlu fotoğraflar çekebildim. Güzel bir tesadüfle motifler ve kitap kapakları birleşti🧶📚

Bir Yumak Aşk – Terri Dulong

Terri Dulong Cedar Key serisi üçüncü kitabı Bir Yumak Mutluluk. İkinci kitaptan hatırlayacağınız Monica’nın en iyi arkadaşı Grace üzerine kurgulanmış sıcacık romanımız. Yakışıklı Lucas, Maude teyze, yıllardır uzak kaldığı abla Chloe… Grace kasabanın kahve dükkanını işletmekteydi taa ki o korkunç yangın çıkana kadar. Bir anda evini ve işini kaybeden genç kadının yeniden ayağa kalkması ve ona destek olan ailesi ve dostları.
Yine güzel bir aşk hikayesi ile sarıp sarmalanmış geçmiş ile yüzleşmeli keyifli bir roman. Tam da bahar aylarına uyan sıcacık aşk. Tavsiye ederim bu seriyi mutlaka okuyun çok seveceksiniz.

Anılardan Kartpostallar – Terri Dulong

Terri Dulong Cedar Key serisi dördüncü kitabı Anılardan Kartpostallar. Bu kitapta da önceki kitaplardan hatırlayacağınız karakterler var, ki bu durum sürekliliği sağladığı için okumaya ayrı bir keyif katıyor. Özellikle benim gibi seri okumayı sevenler ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaklardır. Gelelim kitabımızın konusuna…
Kitabın ana karakteri Berkley Whitmore üçüncü kitapta kısacık görünüp kaybolmuştu hatırlayacaksınız. Bu kitapta ise Cedar Key sakini oldu bir de çikolata dükkanı açtı. Annesinin ölümünden sonra bulduğu bazı kartpostalların sırrını çözmek ve annesinin kendinden sakladığı sırrın peşinden koşmak için kendi hayatını da tamamen değiştirmek köklü bir karardı.. Bu sevimli ve de huzurlu küçük kasabada sırların cevaplarını, annesini çok farklı tanıdığını fark etmekle kalmayıp aşkı da bulacağını bilmiyordu şüphesiz.
Yine güzel bir aşk hikayesi ile sarıp sarmalanmış, dostlukların pekiştiği, aile olmanın, insanın dostlarının olmasının verdiği güveni içinde hissedeceğiniz geçmiş ile yüzleşmeli keyifli bir kitap daha bitti. Beşinci kitap ile devam ediyorum seriyi okumaya.

Sırlar ve Affedişler – Terri Dulong

Terri Dulong Cedar Key serisi beşinci kitabı Sırlar ve Affedişler. Bu kitapta da ilk kitaptan beri tanıdığımız Dora’nın kızı Marin’in hikayesini okudum. Diğer kitaplardan tanıdığım Marin evli ve iki yetişkin oğlu olan orta yaşlı bir kadın.
Eşi vefat edince annesinin yanına gelir bir süreliğine ama sırlar ortaya çıkmak için zaman beklemektedir. Yeni bir hayat arkadaşı, bir kız çocuğu ve torun…Yeni bir hayat yeni bir iş.. Yine sevgi, arkadaşlık, aile kavramının sıcacık işlendiği güzel bir kitap daha bitti. Şimdi serinin son kitabına başlama zamanı.

Örgü Adasına Veda – Terri Dulong

Terri Dulong Cedar Key serisi son kitabı Örgü Adasına Veda bitti.

Bekar bir anne olan Josie 16 yaşındaki kızı Orli ile berabere yaşayan hemşire bir anne. Mali kriz yüzünden hastanedeki işinden ayrılan Josie bir süre adadaki yün dükkanına yardık etmek için çalışır ve erkeklere örgü kursu açar. Adaya muayenehane açmak için gelen bir doktorun hemşiresi olmak için iş teklifi alır ve kendi işine döneceği için mutludur. Bu arada Orli’nin 16. Yaş günü kutlaması ve Noel tatili için de Boston’a Orli’nin babası ve ilk aşkının evine davetlidir. Grant, avukat, kızı ile vakit geçirmekten keyif alan iyi bir baba ve ilk aşkını hiç unutmamış bir eski sevgili. Josie hamile olduğunu öğrendiğinde evlenmek istememiş bekar anne olmayı tercih etmiş. Grant da saygı duymuş ama kızı ile hep ilgilenmiş. Bakalım bu tatil onları tekrardan bir araya getire bilecek mi?
Yine sevgi, arkadaşlık, aile kavramının sıcacık işlendiği güzel bir kitap. Ben severek okudum size de tavsiye ediyorum bu seriyi.

Uzun zaman yazmayınca çok uzun bir yazı oldu umarım sıkılmadan okursunuz sevgili dostlarım. Her zamanki temenni ile bitireyim o halde ben de kitapla, seyahatle ve aşkla kalalım 📚💕🚘

Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık Kitaplarım

Uzun bir aradan sonra merhaba sevgili kitap dostlarım ve takipçilerim. Bir yılın daha son günlerine geldik. Bu yıl da 2020 kadar olmasa da pandemi ve etkileri ile saçma sapan bir şekilde geçti. Ekonomik dalgalanmalar, can sıkıcı bir çok olay, kadın cinayetleri, çocuk tacizleri hepsini üzülerek gördük ama değişen hiç bir şey olmadı.

Ben kendi adıma kendimi kapatmak ve bu sevimsiz, can acıtan olaylardan uzaklaşmak için her zamanki terapimi yani kitap okumayı seçtim. Gelelim son 4 ayın kitaplarına

Eylül ayı ilk kitabım, Geçmişin İzinden yazarı Colette Caddle

Geçmişin İzinden Colette Caddle

Bı güzel kitap İstanbul seyahatimde bitti. Tatilde de okumak ayrı bir keyif. Kitap okumanın yeri yok bende bilirsiniz. Okumadığım günü günden saymayanlardanım ben. Gelelim kitabımıza.. Okuduğum ilginç kitaplardan biri. Sonlarına doğru süprizler barındırıyor. İlk başlarda klasik bir pansiyon ve pansiyon misafirlerinin hayatları gibi diye düşündüğüm bir kitaptı ama okudukça öyle olmadığını anladım çok keyifle okudum. Dili akıcı, konusu güzel sizlerinde çok keyifle okuyacağınızı düşünüyorum. Okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum.

Eylül ayı ikinci kitabım, İstanbul Kırmızısı yazarı Ferzan Özpetek

İstanbul Kırmızısı Ferzan Özpetek

Biraz gecikmeli bir yorum yazabilmiştim Instagram sayfama bu kitap ile ilgimi maalesef şimdi burada yazarken yine anımsadım . Malum sonbahar havalar limoniydi dolayısı ile ben de biraz limoniydim. Bitki çayı, hırka çorap mevsimi açılmıştı tabii. Gelelim kitabımızın konusuna Sinema eğitimi için İtalya’ya giden Ferzan ÖZPETEK’in İstanbul’a hasta annesini ziyareti için dönüşünde iç dünyasına gezintisi , ailesi, arkadaşları, aşk seçimini anlatan kısa roman. Yazar çocukluğu ve ilk gençlik dönemi İstanbul’u anarken yeni İstanbul’un da karmaşası ve yıkılan eski evleri ve kötü şehirleşmeyi ve gezi olaylarını da anıyor. Bir yandan da yolu kesiştiği Anna’nın öyküsü var tabii ki. Kitapta Anna’ın öyküsünü okumak bana Ferzan Özpetek’in öyküsünden daha ilginç geldi açıkçası. Tavsiye edebileceğim bir roman. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim. Kitabın filmi de çekilmişti.

Eylül ayı son kitabım Yıldız Tozu yazarı Priscille Sibley

Yıldız Tozu Priscille Sibley

Yıldız tozu, beni çok etkileyen akıcı bir dille yazılmış güzel bir kurgu. Matt ve Elle nerdeyse doğdukları günden beri birbirini tanıyan ve çocukluk aşkı olan iki insan. Zaman içinde ayrılsalar da yolları bir şekilde kesişip evlenmeyi ve mutlu olmayı başarıyorlar. Ta ki o kaza olana kadar. Zavallı Matt ölüm döşeğindeki karısı için mi yoksa bitkisel hayattaki karısının bedeninde büyümeye çalışan bebeği için mi endişelensin. Ve bu sıkıntılı süreçte annesi, kayınbiraderi, yasalar, mahkemeler, avukatlar ve duruşmalarla mı ilgilensin. Bir tarafta canından çok sevdiği karısı bir tarafta karından geriye kalacak son şey evladı. Severek okuduğum kitaplardan bir tavsiye ederim tabii ki ☺️

Ekim ayının ilk kitabı Gümüş Serçe yazarı Fiona Valpy

Gümüş Serçe Fiona Valpy

Arkadya Kitap yayınlarından Fiona Valpy’nin Gümüş Serçe romanı ile geldim. 2. Dünya Savaşı zamanı dönem kitabı. Almanlar bu kez Fransa’yı işgal etmiş. Fransızlar da bir taraftan günlük hayatlarına devam etmeye çalışarak bir taraftanda Direnişe katılıp ülkelerini kurtarmak için çabalıyorlar. Kitaptaki bu çabanın kahramanları 3 genç terzi kız. Direniş hareketinden Yahudi olmadıkları halde nazi kampına uzanan etkileyici bir yaşanmışlık. Gelelim kitap yorumuna,
Harriet, 1940’lı yıllardan kalma 3 kadının bir modaevinin önünde çekilmiş fotoğrafı ile annesinin intiharının arkasındaki gerçekleri, ailesinin geçmişini öğrenebilmesi için Paris’e gitme kararıyla başlayan hikaye bakalım sizleri nereye sürükleyecek. Ben bu kitapta yine güçlü kadınları gördüm. Size de tavsiye ederim.
Kitapla ve sevgi ile kalın.

Ekim ayı ikinci kitabım, Düğün Hediyesi yazarı Lucy Kevin

Düğün Hediyesi Lucy Kevin

Romantik bir aşk filmi tatlında yine bir Arkadya kitap ile geldim canlarım. Yazarı Lucy Kevin kitabın adı Düğün Hediyesi. Kısa bir roman ama bir kaç saate okunup bitiyor tebessümü de yüzünüzde kalıyor. Gelelim kitabımızın konusuna. Julie Restorant sahibi bir kadın, ünlü şef ve yemek eleştirmeni Andrew Kyle’nin Restorantına gelmesi ile her şey alt üst olur. Yaptığı yorum sayesinde Restorant kapanmak durumunda kalır ve Julie de teyzesinin yanına taşınır ve yeni bir işe başlar. Ama Andrew ile tekrar karşılaşacaktır.
Daha önce de belirttiğim gibi romantik komedi film tadında çok akıcı bir kitap. Bir kaç saate okursunuz. Tavsiye ederim.

Ekim ayı üçüncü kitabım, Bir Masaldı Geçen Yıllar yazarı Stella Aciman

Bir Masaldı Geçen Yıllar Sitella Aciman

Ayın üçüncü kitabı Stella Aciman’ın Bir Masaldı Geçen Yıllar 1926-1960 kitabı. Cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle gayrimüslimlerin vatanı olmayan ama kendilerini ait hissettiği topraklarda sadece dinleri yüzünden yaşadığı umut umutsuzluk, huzur huzursuzluk, hayal kırıklıkları. Atatürk’e olan büyük saygı sevgi ise beni en çok etkileyen satırlardan ilki oldu. Ticareti ellerinden almak için yapılan çirkin oyunlar kapsamında Varlık Vergisi dönemi ve 6-7 Eylül olaylarını da kapsayan her sayfası tarih kokan akıcı bir dille anlatılmış. Ben çok severek okudum ve sizlere de tavsiye ederim.
📍Bu arada yazarın ilk kitabı olan BELLA isimli romanı da çok severek okumuştum. Yorumu daha önceki postlarda mevcut ilginizi çekebilir diye küçük bir hatırlatma ☺️
Sevgiyle ve kitapla kalın 📚🧡

Ekim ayı son kitabım, Adsız Roman yazarı Sema Soykan

Adsız Roman Sema Soykan

Buram buram tarih ve hüzün kokan Alfa Yayıncılıktan çıkan Sema Soykan kitabı ile geldim. Yazarın okuduğum ikinci kitabı olan Adsız Roman 1864 Çerkez Sürgünü ve Soykırımı.. Kitap çok akıcı bir dille yazılmış gerçek olaylara dayandığı için de çok daha özel bir kitap. Yazarımız da kitabı büyük emek ile araştırmalar ile yazmış. Kalemine sağlık.. Gelelim kitabınızın konusuna.
1864 yılında Rusların Kuzey Kafkasya’da yaptığı sürgün ve soykırım içinde büyük bir aşkı da okuduğum çok güzel bir roman. Günümüzde Neri’nin yıllar önce annesinin antikacısına satmak için götürdüğü eski bir küp, antikacı da karşısına çıkan antika bir Çerkes kaması ve küpün içinden çıkan eski mektuplar.. Elbruz, Janset ve Jankat’ın aşkı. Çerkes köylerinin yakılıp, yıkılması. İnsanların zorla sürgün edilirken bulaşıcı hastalıklar, soğuk ve açlık yüzünden kırılması. İnsanlar köylerine tekrar dönemesinler diye Rusların tarladaki mahsulden ağıldaki koyunlarına, atlarına kadar hepsini telef etmeleri. Yaşlıların gözlerini oyarak işkence etmeleri, kadınların ırzına geçmeleri ve daha bir çok acıyı içiniz burkularak okuyacaksınız bu kitapta.
Çerkezler’in kadına verdiği değer ise içinizi ısıtacak türden hele de yaşadığımız şu dönemde.
Ve tabi günümüz kısmında da Neri ve Aras’ın filizlenen aşkı..
📚💕
Keyifli okumalar diliyorum 💫 Ve son olarak Sinemis’in hikayesini de dört gözle bekliyorum sevgili Sema Soykan 🙏🏻🧡

Kasım ayına güzel bir seri ile başladım. Paullina Simons Bronz Atlı Serisi. Seri 4 kitaptan oluşuyor. Aralık sonuna kadar ancak biter sanırım yılı bu seri ile kapatırım gibi ☺️

Paullina Simons Bronz Atlı Serisi
Bronz Atlı Paullina Simons

Sevgili kitap dostlarım, @paullinasimons #bronzatli serisinin ilk kitabı olan Bronz Atlı dün sabaha karşı 04:48 de bitirdim” diye başlamışım Instagram postumada 🙂 Kitabımın son 100 sayfası kalmıştı elimden bırakmamıştım 🙈 Kitabın sayfa sayısı sizi korkutmasın yazarın akıcı dilini, çevirmen Solina Silahlı o kadar güzel aktarmış ki duygular tamamen size geçiyor ve kitabın gerçek bir hayat hikayesine dayanması da ayrıca güzel. Gelelim kitabımızın konusuna
📌1942 Haziranında Almanların Rusya’ya girmesi ile Tatyana’nın hem ülkesinde hemde kalbinde savaş başladı. Bu zorlu savaş şartlarında açlık, iklim koşullarının zorluğu ve bir de aşk. Ama hayatının aşkının aynı zamanda ablası Daşa’nın da aşık olduğu adam olduğunu öğrenmesi…
📌Alexander’in büyük sırrı ve iki kişinin bildiğinin sır olmaması gerçeğini bir kez daha gördüm bu romanda🥲 sözde arkadaş Dimitri sayesinde
📌Savaş bir aileyi, bir ülkeyi nasıl yavaş yavaş yok ediyor geriye sadece birşeylere tutunanlar hayatta kakıyor. 17 yaşındaki genç kızı da önce ailesini beslemek, mutlu etmeye çalışmak sonra da aşk hayatta tutuyor.
Bu serinin ikinci kitabı #tatyanavealexander bu akşam başlayacağım ve gerçekten çok merak ediyorum sizde de bu seriyi tavsiye ederim. Kitapla ve mutlu kalın 💕

Kasım ayının ikinci kitabı Bronz Atlı Serisinin ikinci kitabı olan Tatyana ve Alexander

Tatyana ve Alexander Paullina Simons

Serinin ikinci kitabı olan Tatyana ve Alexander kitabını da sabaha karşı 04:00 de bitmişti. Sanırım bu serinin kaderi bu hep sabah 4 civarı bitiyor☺️ takipçilerim bilir ilk kitap da sabah 04:48 de bitmişti☺️
Gelelim kitabımızın konusuna
📌İlk kitaptan hatırlarsınız 1942 Haziranında Almanların Rusya’ya girmesi ile Tatyana’nın hem ülkesinde hemde kalbinde savaş başlamıştı. Ve bütün zorluklara rağmen hayatının aşkı ile evlenmeyi başarmıştı. Rusya’dan kurtulmayı da ama maalesef Alexander’i arkasında bırakma zorunda kalarak..
📌İkinci kitapta ise Amerika’ya ulaşan Tatyana öldü sandığı kocasının yasını tutarken kendine ve bebeğine yeni bir düzen kurmaya çabalarken Alexander Rusya’da çok zor zamanlar geçirmekte ve sürgünde hayin subay olarak anılmaktadır.
📌Tekrar kavuşmak için kocasının yaşadığına bir an inanıp bu inancın peşinden tekrardan vatan hayini ilan edildiği topraklara dönen aşık bir kadının aşkı ve sevdiği adam için mücadelesi ve onca işkence altında hep karısının hayali ile güçlü kalmaya, yaşamaya devam eden genç adamın yürek burkan hikayesini okuyacaksınız.
Ben severek okudum, şimdi sırda serinin üçüncü kitabı #yazbahçesi var. Bu akşam başlarım😉 ve yine gerçekten çok merak ediyorum. Yaz Bahçesi kitabında da Tatyana ve Alexander’in Amerikadaki yaşamı anlatılıyordur diye düşünüyorum ama bakalım ne süprizleri beni bekliyor. Yine çok sayfası bir kitap ama keyifle okuyacağımı düşünüyorum bakalım☺️Size de bu seriyi tavsiye ederim. Kitapla ve mutlu kalın 💕

Kasım ayının üçün kitabı Bronz Atlı Serisinin üçüncü kitabı olan Yaz Bahçesi

Yaz Bahçesi Paullina Simons

Üçüncü kitabın ilk başlarında Tatyana ve Alexander Amerika’da gezgin bir hayat sürerek geçici işlerde çalışarak karavanları ile bir kaç ayda bir yer değiştirecek yaşıyorlar. Ta ki Arizona’ya kendi arazilerine gelene kadar. Burada iş kurup savaşın Alexander üzerindeki yaraları sarması ve bazı şeyleri atlatmaya çalışırken ki özellikle Tatyana’yı kırıp dökmesi uzun uzun anlatılmış. Kitap üç bölümde bitti. Tatyana ve Alexander’ın çekirdek ailesi yeni çocukları ile büyüdü. İlk oğulları Antony babası gibi asker oldu. Gerisi spoiler olur diye yazmayacağım. Tabii bir de Tatyana’nın çocukluğuna dönen bölümler var.

Kitabı çok uzatmışlar gereksiz detaylar çok fazla ama sıkılmadan okunuyor bence. Size de tavsiye ederim. Kitapla ve sevgi ile kalın.

Haziran, Temmuz, Ağustos Kitaplarım

Yaz sezonu başladı, tatiller art arda olunca okuma performansı da maalesef düştü tabii😔 Ama yine de son üç ayda okuduğum kitapları sizlerle paylaşmak istiyorum dostlar..

Yaz sezonu ilk kitabım İskender Pala’nın Kervan kitabı.

Çok kalın bir kitap olmamasına rağmen elimde çok uzadı bu kitap maalesef. Kötü bir huyum var benim bir kitaba başladıysam sevmesem de sonuna kadar okuyorum ama sevmeden okumak maalesef işkence oluyor. Gelelim neden sevmediğime; kitap neredeyse Osmanlıca kelimelerle yazılmış. Ben anladım çözdüm ama bir çok kişi yanına sözlük alıp okumalı. Romandan ziyade İslam tarihi ansiklopedisi okuyormuş izlenimi verdi. Diyeceğim o ki beni sarmadı. Gelelim kitabımızın konusuna. Son 5 yıldır hac ziyaretleri, Mekke-Medine Osmanlı devletine ait olmasına rağmen oralarda çıkan dazlaklar yalnızca Allah’a dua edilir ve dilekler Allah’tan istenir düşüncesi ile Mekke ve Medine’ yi ele geçirmiş, Hac ziyaretlerini yasaklamış, orada hüküm sürmeye başlamıştır bu sebepten ötürü beş yıldan beri Kâbe’ye hacı gidemez olmuştur. Osmanlı zamanında vakanüvis olan Yahya Efendi’nin beş yıl sonra ilk kez gidilecek olan Hac ziyaretini yazmakla görevlendirilmesi ile kitabımız başlar. Sürre alayı on bin kişilik bir hacı adaylarıyla yola çıkmıştır bu yolculukta Yahya Efendi 4. Bölüktedir. Vakanivüslük görevi yolun ortasında elinden alınmış bu ziyaretin yazılması kararı kaldırılmıştır. Görevi bitmiş olmasına rağmen Yahya Efendi Hac ziyaretini tamamlamak ister ve olaylar başlar.

Kervan – İskender Pala

Haziran ayı kitabım Zümrüt Şelaleleri. Yazarı Kimberley Freeman yine çok yalın bir dille aşkı ve mücadeleyi anlatmış. Kitap 1926 ve 2014 yılları arasında iki farklı kadının gözünden anlatıyor olayları. Yine eski dönem mektupları ve sırlar günümüzde ortaya çıkıp açıklığa kavuşuyor. Ben severek okudum size de tavsiye ederim. Okuyorum çünkü okudukça büyüyor insan..

Zümrüt Şelaleleri – Kimberley Freeman

Temmuz ayına Heather Morris’in Auschwitz Dövmecisi kitabı ile başladım. Yine bir Nazi Almanya’sı dönemi kitabı. Yazarın yolu bir şekilde kitap baş karakteri Slovakyalı Yahudi Lale Sokolov ile kesişiyor ve Lale birinci ağızdan hayatının en kötü 3 yılını yazara anlatıyor. Bu üç yılın en güzel tarafı ise Lale’ye yaşama umudu olan koluna dövme yaparken aşık olduğu Gita. Yazar gerçek bir hayat hikayesini yazdığı için okurken çok daha fazla etkilendim. Nazi Almanya’sı dönemi kitaplarını okumaya seviyorsanız tavsiye kitap olarak öneririm. Şimdi de sırada yine aynı yazarın devam kitabı olan Cilka’nın Yolculuğu kitabı var.

Auschwitz Dövmecisi – Heather Morris

Temmuz ayına Heather Morris’in Auschwitz Döğmecisi kitabı ile başlamıştım. Hemen ardından da yazarın devam kitabı niteliğinde olan Cilka’nın Yolculuğu kitabı ile devam ettim. Nazi Almanya’sı dönemi döneminde Auschwitz-Birkenau toplama kampına geldiğinde 16 yaşında bir çocuktu. Güzelliği sayesinde üst düzey bir SS Komutanının ilgisini çekti ve diğer kadın mahkumlardan ayrı bir yere konuldu. Kendi isteği dışında getirildiği konumu korkunç şartlarda hayatta kalmak için bir güç olduğunu çok geçmeden öğrendi. Ta ki Sovyet askerleri kampı ele geçirip tutsakları kurtarana kadar. Ama Cilka’nın çilesi yine birmemişti. Sovyet askerlerine göre o bir Hitler fahişesi ve ajandı. Alman Nazilerin 16 yaşındaki genç bir kızın seçme hakkı olmadan yaşamaya mecbur ettiği hayat Sovyet askerleri tarafından bir kez daha karartılacaktı. Bu kez adres Gulag adı verilen Sibirya’daki çalışma kampı oldu maalesef. Tavsiye ederim mutlaka okuyun dostlar.

Heather Morris – Cilka’nın Yolculuğu

Ağustos ayının ilk kitabı romantik komedi film tadında bir kitap olan Her Güne Bir Öpücük yazarı Rachel Gibson. Benzerlerini defalarca televizyon ve sinemalarda izlediğiniz türden bir kitap yani tam da kafa dağıtmalık, eğlencelik çerez tadında. Eski beyaz diziler gibi yakışıklı genç adam ve güzel kızın romantik hikayesi. Ben keyifle okudum. Tabii ki size de tavsiye ederim. Kitapla ve aşkla kalın 💕

Her Güne Bir Öpücük – Rachel Gibson

Ağustos ayındaki ikinci kitabım tatildi, işti, seyahatti, yoldu, yorgunluktu derken elimde uzun bir süredir sürüklenen Elena Ferrante’nin Yetişkinlerin Yalan Hayatı isimli kitabı. Gelelim kitap konusuna. Çok akıcı bir kitap olmamakla birlikte 12 yaşında anne ve babasının bir tartışmasına kulak misafiri olan ergenliğe yeni adım atma aşamasındaki kız çocuğunun ailesini, aile ilişkilerini ve çevresindeki yetişkinleri gözlemlemesi ve kendini tanıma, bedenini keşfetme ve ilerki dönemlerde karakterini şekillendirmek için yani halama mı benziyorum, iyi bir insan mıyım vb gibi şeyleri irdelemesini konu alan bir roman. Beni çok sardığını söyleyemem ama daha önce de bahsettiğim gibi başladığım kitabı sevsem de sevmesem de bitirmek gibi bir huyum olduğu için okudum bitti.
Elimde yazarın Napoli Romanları serisi 4 kitap bir de yine bir tek romanı daha var. Umarım bu kitap gibi değillerdir..

Elena Ferrante – Yetişkinlerin Yalan Hayatı

Sağlıkla, kitapla ve aşkla kalın 💐

Masal Suites Datça

Merhaba sevgili takipçilerim,

Bu gün sıcağı sıcağına bir deneyimimi paylaşmak için sizlerleyim. Otelden çıkalı henüz 20 dakika oldu ama hemen yazmak istedim çünkü sezon bitmeden önce belki sizlerde bu güzel deneyimi yaşamak istersiniz.

Didim tatilimiz bitince aracımız ile Datça’ya geldik. Gelmeden önce internetten araştırarak Eski Datça’da bu yıl açılmış olan Masal Suites Butik oteli bulduk. Ne de güzel yapmışız.

Sevimli balkonumuz

Eski Datça içinde sevimli mi sevimli begonviller içinde taş bir bina düşünün. Sahipleri Mehmet bey ve personeli sizi mutlu etmek için ellerinden gelenin fazlasını yapıyor. Mehmet Bey, beden eğitimi öğretmeni. Otele eğitimli ve dinamik birinin elinin değdiği belli. Odalar da her şey düşünülmüş, hijyen ön planda. Odalar geniş ve kullanışlı. Otoparktan bizi Mehmet bey aldı. Odamıza yerleştikten sonra Eski Datça’nın gece atmosferinin tadını çıkarttık. Küçük meyhaneler, dondurmacılar, küçük bir aperatif alabileceğiniz sevimli mekanlar, hediyelik eşya stantları, takı stantları, canlı müzik yapılan mekanlar çok keyifliydi.

Masal Suites Bahçe
Eski Datça’da bir sokak

Denize girmek için yine Mehmet Beyin tavsiyesi ile ilk gün Datça koylarını dolaştık. Palamutbükü, Hayıtbükü, Kargı Koyu, Kumluk Plajı, Taşlık Plajı. Bunlardan bazıları. Biz denizden sonra mutlaka duş aradığımız için yer seçmekte zorlandık. Pandemi dolayısı ile bütün duşları ve soyunma kabinlerini kaldırmışlar koylarda. Nasıl bir mantıksa artık!!!

Sonunda Taşlık Plajında Göl Evi diye bir mekan bulduk. Mekanda yiyecek içecek alırsanız gün boyu deniz, şezlong, duş ve kabinlerden faydalana biliyorsunuz.

Deniz mükemmel, akvaryum gibi. Balıklarla beraber yüzüyorsunuz. Doğal oluşum bir gölet var. Ilıca göleti. Sedef hastalığına iyi gelen suyu ve suda yaşayan balıkları ile şifalı bir su. Denize de karışıyor bu noktadan.

Taşlık Plajı
Ilıca Göleti
Ilıca Göletinin denize karıştığı balıkların yaşadığı alan

Datça’da akşam yemeği yemek de çok keyifli. Güzel salaş balıkçılar, yöresel yemek ve ev yemeği yapan Sevinç’in Lezzet Sofrası diye bir mekan var ki Sevinç Hanımın güzel ev yemeklerini, kelle paça çorbasını mutlaka deneyin. Yemekten sonra da Datça sahilindeki çay bahçelerinde çay ve kahvenin tadına denize nazır bir şekilde varabilirsiniz.

Sevinç’in Lezzet Sofrası

İste sevgili takipçilerim 3 günlük kısa Datça kaçamağımız bu şekilde dolu dolu geçti. Bu sabah yeni yerlere doğru yola çıktık. Sizler de hala tatil yapmadıysanız ya da bizler gibi hala güzel havaların tadını çıkartmaya devam etmek isterseniz Datca güzel bir mola yeri olacaktır. Masal Suites de konaklayın, etrafı bol bol gezin.

Sevgiyle, kitapla, tatil ve aşkla kalın 💙

Nisan & Mayıs kitapları

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba sevgili takipçilerim,

Bir takım rahatsızlıklardan dolayı yazamadığım için son iki ayın kitaplarını birleştirerek yazmaya karar verdim. Zaten yeteri kadar da okuyamadığım için böylesi daha uygun olur.

Umarım eski okuma performansıma dönebilirim. Çünkü bir sürü kitap geldi ve hepsi okunmayı bekliyor.. Ben de sabırsızlıkla okumayı tabii ki 🙏🏻

Eveett gelelim Nisan ayı ilk kitabım olan Elveda Sevgilim isimli kitabımıza.

Elveda Sevgilim – Derek Humphry

Kitabımız gerçek bir hayat hikayesinden alınma. Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından 2008 yılında ilk basımı yapılmış. Kitap konusuna gelirsek gazeteci Derek Humphry’nin çok sevdiği eşinin kanser teşhisi konuluyor ve hastalığın seyiri iyileşmeler bir anda daha da kötüye gitme süreci derken seven insanın neleri yapabileceği ve ölümü bekleyen bir kadının ne kadar güçlü olabileceğini okudum. Kesinlikle okumanızı öneririm. Çünkü kitap kanserli bir kadının hayatı olmak dışında eşinin, çocuklarının da neler yaşadığını anlatan bir kitap ve kadının eşinden son isteği beni çok etkiledi.. Okuyun 😉

Nisan ayı ikinci kitabım Beyaz Kasımpatı

Beyaz Kasımpatı – Mary Lynn Bracht

Arkadya yayınlarından nisan ayı için seçtiğim, aslında alalı bir kaç ay olup sırası ancak gelen kitaplarımdan Mary Lynkn Bracht tarafından yazılan ve yazarın ilk kitabı olan Beyaz Kasımpatı ile geldim. Gerçekten yürek burkan bir kadın hikayesi. Savaş zamanlarında kadın olmak, esir düşmek, insan yerine konulmamak..😔 Kitap gerçek olaylara dayandırılan bir kurgu roman.

Gelelim kitabımızın konusuna. Ana karakter Hana 16 yaşında Kore’de Jeju adasında ailesi ile yaşayan annesi ile beraber haenyeo yani denizin kızları olarak bilinen kadın dalgıçlardan biridir. Adaları Japon askerileri tarafından kuşatılmış durumda olduğundan zar zor denizden çıkardıkları ile geçinen bir ailenin büyük kızıdır. Hana’nın Kore’den Mançurya’ya, Mançurya’da Moğolistan’a uzanan hikayesi.. Kendinden 7 yaş küçük kardeşini korumak için Japon askerlerine esir düşmüş ve seks kölesi olarak hayatının en kötü günlerini, unutamayacağı acıları yaşamış o kadınlardan biridir. Kardeşi Emi de yaşanan bu olaylar sonrasında her şeyi unutmuş gibi davranıp hayatının son günlerinde ablasını aramak ruhunu huzura erdirmek için kendine bile itiraf edemediği acı anılarını çocukları ile paylaşır… Ben daha fazla anlatmayayım, okuyun bence. Sizin de çok etkileneceğinize inanıyorum 💕

Nisan ayı üçüncü kitabım Ansızın Gelen Sen

Ansızın Gelen Sen – Gizem Bilici

Nisan ayının üçüncü kitabı 2 kitaplık bir seri olan Gizem Bilici’nin Yakamoz Kitap yayınlarından çıkan Ansızın Gelen Sen kitabı. Kitap modern bir love story hikayesi. Ama en göze çarpan özelliği güzel seven adamların hikayesi. Nedir güzel sevmek? Şiddetsiz, sevdiğinin saçının teline zarar vermeden, saygı ile sevmek. Koruyarak, kollayarak üzmeden sevmek demek güzel sevmek. Bu kitaptaki sevgililer de abiler de güzel seviyor kadınları. Yazarımız muhafazakar bir yazar. Bu yazarımızın okuduğum ikinci kitabı. Okuduğum ilk kitabı Gönülçelen’de de bu kitapta da sevgililer aşklarını 1930 lar Türkiye’sinde yaşar gibi en fazla el ele tutuşup, sarılarak safça yaşıyorlar. Kitabın ana karakterleri 18 yaş ve 20’li yaşların başında olduğu için aslında daha genç kızlarımıza hitap edebilecek tarzda bir aşk romanı. Ben keyifle okudum. Kitabın içinde bol bol sevdiğim şairlerin dizelerine de yer verilmiş olmasından da ayrıca keyif aldım.

Nisan ayı dördümcü kitabım Ansızın Seven Ben

Ansızın Seven Ben – Gizem Bilici

Serinin ikinci kitabı olan Ansızın Seven Ben Karakterleri bir önceki kitaptan tanıdığım için keyifli başladı. Kalemine sağlık Gizem Bilici. Daha önce de belirttiğim gibi güzel bir aşk kitabının devamı. İki kitabı peş peşe okuduğum için sanki tek bir kitapmışçasına bitti kitabım. Tam bir ilk aşk kitabı bu romanda. Tertemiz seven iki gencin iyi günde, kötü günde aşklarını, sevgilerini birbirlerini nasıl güzel sevdiklerini anlatan keyifli bir roman. Tavsiye kitap olarak buraya bırakıyorum. Herkese keyifli okumalar diliyorum. 💕💕

Nisan ayının son kitabı Camdaki Kız

Camdaki Kız – Gülseren Budayıcıoğlu

Bu ayın son kitabı psikiyatrist doktor Gülseren Budayıcıoğlu’nun gerçek yaşamdan uyarlanan kitaplarından biri olan Camdaki Kız doktorun sanırım benim okuduğum basılmış kitaplarının sonuncusu. Hepsinden ayrı ayrı etkilendim, ayrı ayrı şeyler öğrendim. Kitabın şu sıralar bir kanalda dizisi de başladı ilk bölümüne baktım ama maalesef kitabın içindeki karakterlere çok da sadık kalmamış senaristler çok abartmışlar ve bence aslından farklı saçma karakterler yaratmışlar. Nalan karakterinin annesinin davranışları kıza bekaret kıyafeti giydirmesi, Koroğlu karakterinin cimriliğinin abartılması gibi.. Neyse kitabımıza dönersek kitap sevgisiz büyümüş bir kızın sevgiye olan açlığı ve bu açlık karşında bir yudum sevgi için elinden ne geliyorsa, nelerden vazgeçmesi gerekiyorsa her şeyi elinin tersi ile itip bir yudum sevginin peşinden koşmasını anlatan bir kitap. İçinde girift ilişkiler de barındıran gerçek bir hikayeden uyarlanan güzel bir roman. Bu tarz kitapları sevenlere tavsiye ederim.

Nisan ayı toplamda sadece 5 kitap okuyabildim. Şimdi Mayıs ayımda okuduğum kitaplardan bahsedeyim biraz da..

Mayıs ayı ilk kitabım Keşke

Keşke- Sema Soykan

Sevgili Sema Soykan’ın Keşke kitabı gerçekten çok güzel, yakın geçmişimize ışık tutan bir kitap. Köy enstitülerinin açılması ile savaştan çıkan, ekonomisi kötü, eğitim düzeyi kötü olan genç Cumhuriyetimizin kısa sürede kalkınması, kendi kendine yeter hale gelmesi. Toprağını bilinçli ekip biçmesi, kendi uçak fabrikalarını açacak seviyeye gelmesi. Bilinçli köylü yaratmak istemesi ama ne yazık ki Amerika uşağı dönemin siyasilerinin ülkelerine ihanetleri, kendi çıkarlarını gözetmeleri böylece Türkiye’mizin geleceğini yok etme çabaları ve de başarıları!! Sonuç olarak siyasilerin, toprak ağalarının kötü emellerine alet edilmiş güzel eğitim kurumlarının açılıp kapanması arasında geçen kısacık sürede önce refaha ermek sonrasında da çok hızlı bir şekilde gelen 2 askeri darbe ile hala toparlanamayan Türkiye Cumhuriyeti 😢 ve maalesef hala gözü açılmamış eğitilemediği için hala cahil olan halkın, okumayan, araştırmayan cahil kalmakta ısrarcı olan haklın o günden bu güne çok da fazla yol kat edemediğini güzel bir dille anlatmış yazar. Kitap bildiğimiz konuları tekrar hatırlamak, bilmediğimiz detayları öğrenmek için çok güzel bir danışman kitap. Bazı yerlerinde fazlaca tarih, kişi adı ve sayılı kanun olduğu için bazen ders kitabı havasına girdiği yerler de var ama içindeki aşk hikayesi konuyu daha akıcı hale getiriyor.. Kesinlikle tavsiye ederim mutlaka okuyun, okutun.

Ömer Hayyam’ın da dediği gibi “Celladına aşık olmuşsa bir millet, müstehaktır ona her zillet” 😔

Mayıs ayı ikinci kitabım Erik Ağacı

Erik Ağacı – Ellen Marie Wiseman

Yine bir Nazi Almanya’sı döneminde geçen, Nazilerin Yahudilere ve hatta kendi ülke vatandaşları olan Hıristiyan Almanlara yaptığı insanlık dışı muameleyi, açlığı, sefaleti gözler önüne seren başka bir kitap Erik Ağacı. İnsanlığın, şevkatin, vicdanın kişilerin içinde olduğunu sonradan edinilemeyeceğini bu duygular için din, dil, ırk gerekmediğini bir kez daha görmemizi, anlamamızı sağlıyor.
Yazarın ailesinin gerçek hikayesinden esinlenerek uyarlanan güzel bir kitap. Okurken bazı yerlerde içinizin burkularak okuyacağınız Ellen Marie Wiseman kaleminden savaş ve aşk romanı. Tabii ki tavsiye ediyorum 😉 okuyun okutun. Çünkü okudukça güzelleşir dünya 🌎

Mayıs ayı üçüncü kitabım Benim Hüzünlü Orospularım

Benim Hüzünlü Orospularım – Gabriel Garcia Marquez

Çok yerde karşıma çıkan benim de kendi kendine okumalıyım deyip listene aldığım Klasik sayılacak bir kitap olan Nobel Edebiyat ödüllü yazar Gabriel Garcia Marquez’in Benim Hüzünlü Orospularım kitabı bu ayın üçüncü kitabı. Kısacık bir kitap. Konusuna gelirsek 90. Yaş gününü kutlayacak yalnız bir gazeteci ve yazarın hayatından kesit bir hikaye. Kitabımızın kahramanı bu yaşına kadar sadece parasını ödediği kadınlarla birlikte olmuş bir adam. Aşık olmamış, yalnız biri. 90. Yaş gününde kendine bakire bir kız hediye etmek istiyor ve yıllardır tanıdığı genelev patroniçesini arıyor. Bakire kız bulunuyor ama bizim yaşlı çapkın odada onu beklerken uyuyan küçük kıza aşık oluyor. Her buluşmalarında kız uyuduğu için yaşlı adam aşkını kendi kendine yaşıyor. Bazen geçmişini sorguluyor. Kendi anılarına dalıyor. Ben okurken sıkıldım açıkçası beni çok saran, etkileyen bir kitap olmadı. Yorumumu paylaştım okuyup okumamak size kalsın.

Kitapla ve sevgi ile kalın 📚❤️

Kitaplarla Geçen Mart

Merhaba dostlar,

Mart ayını da kitaplarla, bol bol okuyarak geçirdim. Bu pandemi döneminde evde işlerimden, mutfak denemelerimden arta kalan zamanımda en güzel aktivitem kitap okumak. Böylece hem başka diyarlara seyahat ediyorum, hemde yeni insanlar tanıyıp onların hayatlarından, yaşadıklarından bir şeyler öğreniyorum. Bu öğrendiklerimi de sizlerle paylaşmak, blog yazılarımda kalıcı olmasını istiyorum.

O zaman Mart ayının ilk kitabı olan BELLA ile başlayalım

BELLA – Stella Aciman

Mart ayında okuduğum ilk kitap ilk defa okuduğum bir yazar olan Stella Aciman’ın BELLA isimli kitabı. Roman tesadüfen elime geçti. Hepsiburada üzerinden sevgili eşimin verdiği kitap siparişleri arasından hediye kitap olarak geldiğinde böylesine ilginç bir konu ile karşılaşacağımı düşünmemiştim. Gelelim mi kitabımızın konusuna.. Bella Leh Yahudisi genç bir kadın. 19 yaşında kendisi gibi bir Yahudi olan Dario ile evleniyor. Fakat kısa bir süre sonra aslında kocasını çok da fazla sevmediğini ani bir karar ile evlendiğinin farkına varıyor. Anne-Baba baskısından dolayı boşanmayı göze alıp güçlü duramadığı için de başına hiç olmadık işler geliyor. Bazı konular +18 olmakla birlikte bir kadının hayatının, cinsel kimliğinin nasıl değiştiğini ilgi ve merakla okudum. Kitapta, din, tarikat, dolandırıcılık, sevgi, aşk, ihanet ve pişmanlık ne ararsanız var. Daha fazla spoiler vermeden nasıl devam edeceğimi bilemediğim için bence burada keseyim yazmayı ☺️ Ama mutlaka okumanızı tavsiye ederim 💕

Mart ayı ikinci kitabımda “Paris’ten Sevgilerle”

Paris’ten Sevgilerle – Alexandra Potter

Arkadya yayınlarından Alexandra Potter’in orijinal adı Love From Paris. Süper diyemeyeceğim güzel bir kitap. Gelelim konusuna.. Bazı yerler manasızca uzatılmış, bazen fazlaca tasvire yer verilmiş olsa da kitap 1939 da savaş zamanı iki farklı ülke insanının imkansız aşkını konu alan günümüze gelen ve mektuplarla 1939 yılına dönen son zamanlarda moda olduğu üzere iki ayrı dönemde geçen iki ayrı aşk hikayesi.💕 aşk hikayeleri beni her zaman rahatlatan kafamı boşaltan kitap türlerinden olduğu için size de tavsiye kitap olarak öneririm. Maalesef yoğun ve yorucu bir ay geçirdiğim için bu ay çok fazla kitap okuyamadım planımın gerisinde kaldım açıkçası. Ama en kısa zamanda toparlayıp planıma sadık kalacağımı umut ediyorum🙏🏻. Öncelikle sağlık olsun gerisi kolay☺️

Bu ayın üçüncü kitabı ise “Beyaz Filin Gözyaşları

Beyaz Filin Gözyaşları – Ellen Marie Wiseman

Yine Arkadya Yayınlarından Ellen Marie Wiseman’ın Beyaz Filin Gözyaşları kitabını ayın üçüncü kitabı olarak okudum bitti Nasıl güzel bir anlatım, nasıl iç burkan bir hikaye.. yine bazı yerlerinde çok üzülerek, bazı yerlerinde tamam bu kez mutlu olacak diye diye bitirdim kitabı. Ama anneciğimin bir sözü var ki bu kitaba tam olarak uyuyor. Der ki anneciğim“ ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek oraya gider” bu romanda da aynen öyle. Kitabımızın konusu ise şöyle; Çocukları olmayan bir çiftin uzun uğraşlar ve tanrıya yalvarmalar sonucunda bir bebekleri olur. Ama bu bebek Albino olarak doğar ve trajik hikaye böyle başlar. Annesi bebeğinin ten renginden dolayı onu şeytanın gönderdiğine inanır ve ölmesi için kocasına bebeği ormana bırakmasını ondan kurtulmasını ister. Fakat bebeğine kıyamayan babası onu evlerinin çatı katında bir odaya yerleştirir. Lilly’nin acı dolu hikayesi böylece başlar. 9 yaşına geldiğinde annesi tarafından bir sirke satılır. Burada da çilesi devam eder. En yakın dostları sirk hayvanları, özellikle de Fil Pepper ve fil performansçısı Cole olur. Çocuk istismarı ve hayvan istismarını konu alan kitap 1930’lu yıllarda Amerika’da geçiyor. Kitap Yazarın akıcı dili ve güzel tasvirleri ile biraz üzülerek ama severek okuduğum kitaplar arasında yerini aldı. Size de tavsiye kitap 📚 olarak öneririm.

Bu ay maalesef planlarımın gerisinde kaldım. Bir takım sağlık problemleri, işler güçler derken hepi topu 3 kitap bitti . Nisan ayı kitaplarında görüşmek üzere sağlıkla, mutlu ve kitapla kalın. 💕

Şubat Ayında Okuduklarım 📚

Merhaba dostlar Şubat ayında okuduğum kitapları paylaşmak için yeniden blog başındayım. Umarım sizin de içlerinden ilginizi çeken bişeyler çıkar.

Yılın ikinci ayında okuduğum ilk kitap orijinal adı ile “Friendship Bread” dilimize “Dostluk Ekmeği” olarak çevrilmiş.

Dostluk Ekmeği – Darien Gee

📚 Darien Gee’nin kaleme aldığı Dostluk Ekmeği 🥖 kitabını Şubat ayı @aydabirarkadya kitabı olarak seçtim.
📚 kitap genel olarak güzel, kurgu ilgi çekici ama bazı bölümler gereksiz uzatılmış gibi hissettim ben. Bunun dışında kitabın sonundaki ekmek tarifleri ve diğer tarifler ilginç ve güzel olmuş. Hamuru 10 gün mayalandırmak için sabredebilirsem eğer denemek istiyorum ☺️ denersem mutlaka paylaşırım. Ama kitap içindeki tarifi sizinle paylaşıyorum. Benden önce denemek isteyen olursa diye ☺️

AMİŞ DOSTLUK EKMEĞİ HAMURU ~

Malzemeler:

1 paket (10gr.) kuru maya

1/4 su bardağı ılık su

1 su bardağı un

1 su bardağı beyaz toz şeker

1 su bardağı süt

Yapılışı:

1. Küçük bir kasede mayayı suyla çözdürün ve on dakika bekletin.

2. Cam, plastik veya seramik bir kaba unla şekeri döküp iyice karıştırın.

3. Daha sonra yavaşça sütü ve çözülmüş mayayı ekleyin. İyice karıştırdıktan sonra kabın üzerini güzelce örterek kabarcıklar oluşana dek oda sıcaklığında bekletin. Bu, on günlük sürecin ilk günüdür.

4. Geri kalan günler içinse hamurunuza Amiş Dostluk Ekmeği tarifindeki adımları uygulayın.

~ AMİŞ DOSTLUK EKMEĞİ TARİFİ ~

Hazırlamış olduğunuz mayalı hamurunuzu oda sıcaklığında tutmaya devam edin. Bu, hamurun kabarıp mayalanması için gereklidir. Hamuru koyduğunuz kabı kapatırken, içerideki havayı tamamen boşalttığınızdan emin olun. Hamuru kesinlikle metal kaşık ya da kase yardımıyla KARIŞTIRMAYIN. Çünkü bu, hamurun mayalanma sürecine zarar verir.

1. Gün: HİÇBİR ŞEY YAPMAYIN

2. Gün: Hamuru karıştırın.

3. Gün: Hamuru karıştırın.

4. Gün: Hamuru karıştırın.

5. Gün: Hamuru karıştırın.

6. Gün: Karışıma bir su bardağı un, 1 su bardağı şeker ve 1 su bardağı süt ekleyerek karıştırın.

7. Gün: Hamuru karıştırın.

8. Gün: Hamuru karıştırın.

9. Gün: Hamuru karıştırın.

10. Gün: Aşağıdaki talimatları takip edin.

1. Hamuru metal olmayan herhangi bir kaseye boşaltın.

2. Yarım su bardağı un, yarım su bardağı şeker ve yarım su bardağı da süt ekleyin.

3. Hamuru 4 eşit parçaya ayırın.

4. Birini kendiniz için ayırın ve diğer üç parçayı da tarifle beraber sevdiklerinize verin.

10. günde hamuru talimatlara uygun şekilde hazırlayın ve 4 eşit parçaya bölün, 3 tanesini kilitli poşetlere koyup, tarifin birer fotokopisini de ekleyip paylaşmak istediğiniz kişilerle paylaşın..

Bu arada kitapta hamuru sevdiklerinize ilk günden vermeyin yazıyor, verdiğimiz zaman da hamurun hangi gününde olduğunu mutlaka söylememiz gerekiyormuş. Örneğin hamuru ikinci gününde verirseniz hamurun ikinci günü olduğunu belirtin mutlaka. Kendinize ayırdığım hamuru da aşağıdaki malzemeleri katarak pişire bilirsiniz.

Yapılışı:

1. Fırını 170-175 derecede önceden ısıtın.

2. Kalan hamuru kaseye boşalttıktan sonra aşağıdaki malzemeleri ekleyin:

3 yumurta

1 su bardağı sıvı yağ

Yarım su bardağı süt

1 paket vanilya

2 çay kaşığı tarçın

1 paket kabartma tozu

Yarım çay kaşığı tuz

Yarım çay kaşığı karbonat

2 su bardağı un

1 paket puding, istediğiniz tatta olabilir. Puding toz halinde katılacaktır.

Tercihen: 1 su bardağı fındık, ceviz veya badem ve 1 su bardağı kuru üzüm

3. İki adet kek kalıbını yağlayın. Kek kalıbınız büyükse bir tanesi de yetecektir. Tercihen: Dikdörtgen kek kalıbı

4. Bir kase içine yarım su bardağı şeker ve 1 buçuk çay kaşığı tarçın koyup karıştırın.

5. Yağladığınız kalıpların içine şeker ve tarçın karışımını serpin.

6. Hamuru kalıbınıza döktükten sonra kalan şeker tarçın karışımını hamurun üzerine dökün.

7. Bir saat kadar ya da hamur tepsinin kenarlarından çözülene veya ortasına batırdığınız bıçak temiz çıkana dek pişirin.

8. Afiyet olsun!

Şubat ayı ilk kitabımın yorumu yemek tarifi kitabı okumuş izlenimi versin istemezdim ama Ramazan aynın ilk gününden aslında güzel denk geldi

Siyah Kar – Juliette Sobanet

Şubat ayındaki ikinci kitabım Arkadya Yayınlarından yazarı Juliette Sobanet olan “Siyah Kar” adlı kurgu roman.

Yazarın okuduğum ilk kitabı. Orijinal adı “Midnight Train to Paris” dilimize Siyah Kar olarak çevrilmiş. Kitap şimdiye kadar okuduğum kitaplardan çok farklı bir şekilde kurgulanmış.

Gelelim kitabınızın konusuna. Geçmişe yolculuk yapan iki eski sevgilinin, geçmişin seyrini değiştirecek güce sahip olması ile gelişen olayları anlatan ilginç bir kitap diyebilirim. Türü şu demek biraz zor aslında. Aşk, polisiye macera çokça da kurgu. Ben severek okudum size de tavsiye ederim değişik bir konu.

Şubat ayındaki üçüncü kitabım ise Pegasus Yayınlarından çıkan, beni çok etkileyen, gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanmış “Auschwitz Kütüphanecisi”…

Auschwitz Kütüphanecisi – Antonio Iturbe

Auschwitz Kütüphanecisi 1940’lı yıllarda Auschwitz toplama kampında işkence, açlık, soğuk içinde yaşamak için elverişli hiç bir koşul yokken yinede yaşama tutunan insanların hikayesi. Gerçek hayattan ve hala hayatta olup yaşayan kahraman kütüphaneci kızın gözlemleri ve yaşadıkları ile yazılmış hayattan bir kesit. Ben okurken çok etkilendim kitap içinde küçücük bir ölüm sahnesinde adı geçen Anne Fran ve onun günlüğü olan Anne Fran’ın Hatıra Defteri kitabını da okumak şart oldu. Çoğu zaman bir insan bir insana neden hangi sebeple böyle davrana bilir diye sorgulayarak okuduğum duygu yüklü bir kitap Kesinlikle tavsiye ederim, mutlaka okuyun.📚 Hitlerin SS subaylarının Yahudi halkına sadece dinlerinden dolayı böyle bir soykırım yapmasını insanın mantığı almıyor. Göz kırpmadan kadın, çocuk öldürmek, gaz odalarında insanları katletmek sonrasında da cesetleri ortadan kaldırmak için büyük krematoryumlarda toplu olarak yakmak, Ari ırk için çocuklar üzerinde canlı canlı otopsi yapmak nasıl hastalıklı bir zihniyetin düşünceleri olabilir? Okuyun okutun ki herkes bilsin. Diktatörlük nasıl bir şey herkes öğrensin. İnsanları sevmeyebilirsiniz ama kimsenin canına kast edemezsiniz. Kitap beni çok etkiledi sanırım uzun uzun içimi döktüm size. Sizde okuyun beni anlayacaksınız sevgili dostlar.

Şubat ayındaki son kitabım ise yine Arkadya Yayınlarından çıkan Kimberley Freeman’ın “Issız Kar Taneleri” kitabı

Issız Kar Taneleri – Kimberley Freeman

Issız Kar Taneleri Kimberley Freeman’ın okuduğum ikinci kitabı ve yine çok severek okudum. Gelelim kitabımızın konusuna.. 📖 kitap, iki kız kardeş, bir kuzen olan üç kadının hikayesi. Kardeş gibi büyüyen üç kadının Rusya’da başlayan Londra ve Paris’te devam eden ve Amerika’da son bulan hayatlarından bir kesit. İçinde aşk, entrika, ihanet, aile, ikilemler olan sürükleyici bir roman. Uzun bir roman olmasına karşılık akıcı bir dili olduğu için sıkılmadan okudum. Sizlere de tavsiye ederim.

Keyifli, bol bol okumalı bir Mart ayı diliyorum herkese. Sevgi ile kalın 😍 @mymoon_is_mine #mymoonisminetravelblog #kitapönerisi #kitapokumaközgürlüktür #instabooks #kitapkardeşliği #kitapkahvehuzur

Kitaplarla Geçen Günler Ocak Ayı

Merhaba dostlar,

2021 yılı da 2020 den farklı geçmiyor maalesef. Pandemi hala devam ederken yasaklar ve korunma önlemleri psikolojimizi bozmaya devam ediyor.

Ben psikolojimi korumak adına bol bol okuyorum, sizlere de tavsiye ederim. Ocak ayında okuduklarımla başlayayım belki sizlere de fikir olur ☺️

Bu seri ile birlikte yazarın Türkçeye çevrilmiş bütün kitaplarını bitirdim. 😍 Umarım en kısa zamanda yenileri çevrilir. Yeni Umutlar Serisi de bitti. Yine çok keyif alarak okudum. Karakteri dostlarım gibi izledim, canlandırdım zihnimde.. Yazarın kitaplarını okumaktan büyük keyif alıyorum ve kitaplar bitince bilemem size de oluyor mu ama üzülüyorum. 😢 Epsilon Yayınevi umarım yazarın Türkçeye çevrilmemiş kitaplarını da bizlere kazandırırsınız 🙏🏻

Ocak ayındaki ikinci kitabım “Yetim Koleksiyoncusu” beni gerçekten çok etkileyen yaşanmış olaylardan bir kurgu roman.

Yetim Koleksiyoncusu kitabını bir nefeste okudum bitti desem yalan olmaz, elimden bırakamadım.. 1918 yılında başlayan hikaye bir tarafta dünyayı sarsan İspanyol Gribi, bir tarafta savaş, diğer tarafta göçmenler..Göçmenlerden nefret eden ve kötülük yapmaktan çekinmeyen hatta bundan hastalıklı bir keyif alan bir kadın ve sadece 13 yaşında annesini gribe kurban etmiş, babası savaşta, ikiz kardeşleri ile yalnız aç susuz kalmış bir kız çocuğu. Kötü kalpli rahibeler, insan kılığına girmiş şeytanlar, zor zamanlar ve tabii ki insan olduğunu unutmayan merhametli bir aile… gerisini okuyup görün bence. Çok güzel ama okurken içiniz burkan bir hikaye..

Ocak ayının 3. kitabı da “Ardımda Kalanlar”

Bu kitap Ellen Marie Wiseman’ın okuduğum ikinci kitabı. Okurken yürek burkan, bazen sorgulamaktan okumayı bırakıp düşündüren, 1900 lü yıllarda insanların gereçten akıl hastası olup olmadığını anlayamayan doktorların, hemşirelerin elinde, adı hastane olan işkence hanelerde tedavi adı altında insanların özellikle de kadınların yitip giden hayatları. Anne, babası tarafından hayatı mahvedilen henüz 19 yaşındaki Clara ve yolları bir şekilde kesişen Izzy. Arkadya yayınları ayrıcalığı ile tavsiye edebileceğim bir kitap. Ben okurken karakterler ile sinirlendim, üzüldüm bazen onlarla umutlandım, bazen umudumu kaybettim size de tavsiye ederim mutlaka okuyun 📚

Ocak ayının dördüncü kitabı yazar Terri Dulong Cedar Key serisinin ilk kitabı olan “Sırrım Kokunda Saklı


Serinin ilk kitabını “Sırrım Kokunda Saklı” 52 yaşından sonra hayatı tamamen değişen, tabir yerinde ise kendini bulan bir kadın olan Sydney ve onun çevresinde gelişen olaylar. Bir kasaba hikayesi Cedar Key. Keyifle okuyacağınız karakterlerde kendinizden de çok şey bulacağınız güzel bir roman..

Maalesef serinin sadece 3 kitabı dilimize çevrildiği için sadece üç kitabı okuya bildim. Novella yayınları sesimizi duyun diğer kitapları da biz okuyuculara kavuşturun lütfen 🙏🏻

Bu Kitaplar da tıpkı Debbie Macomber’in Cedar Cove serisi gibi içinde aile, arkadaşlık, dostluk ve tabii ki aşk , sevgi barındırıyor bol bol. Yanlış anlaşılmalar, Aileler arasındaki mesafeler ama biraz anlayışın, biraz saygının ve sevginin çözemeyeceği hiç bir şey yok. Ve tabii ki aşkın, aşık olmamın yaşı da yok 💞 Örgü örmek kitap kahramanlarımızı birbirine tıpkı ilmekler gibi bağlıyor. Ben severek okudum size de tavsiye ederim

Şubat ayı okuduğum kitaplarla geleceğin takipte kalın, kitapla kalın.. 📚💕

2021’den merhaba

Merhaba sevgili takipçilerim. Hepinizin bildiği gibi 2020 senesi hem ülkemiz hem de bütün dünya için çok sıkıntılı geçti. Pandemi dolayısıyla yurt dışı hiç seyahat etmediğimiz ve doğru düzgün evden çıkamadığımız için bu yıl bol bol kitap okudum ve son 1 ay içinde okuduğum kitapları Instagram hesabımda @mymoon_is_mine ve Facebook hesabımda https://www.facebook.com/mymoon.ismine.54 yorumlayıp tavsiyelerde bulundum.

Görünen o ki uzun bir süre daha maalesef seyahat blogu yazamayacağım. Ama blog sayfamı da daha fazla ihmal etmek istemediğim için seyahat edene kadar sizlere kitap yorumlarımı yazmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz🙏🏻

İlk olarak Debbie Macomber Cedar Cove serisi ile başlayalım.

Yazarın dilimize çevrilmiş bütün kitaplarını büyük bir keyifle okuduğumu ve her kitap bittiğinde sanki arkadaşlarımdan ayrılıyormuş gibi hissettiğim bir seri Cedar Cove serisi..

Cedar Cove serisi

Sevgili takipçilerim serinin sıralaması bu şekilde. Okumak isteyen olursa kolaylık olur. Ben kendim sıralamak zorunda kaldım çünkü maalesef yazar kitaplara 9. Kitaba geldiğinde ancak önsözde numara vermiş o da laf arasında :))
Ama yine de çok keyifli bir seri tavsiye ederim..

1- Deniz Feneri Yolu
2- Gül Ağacı Sokağı
3- Pelikan Çıkmazı
4- Kıvılcım Sahili
5- Sahil Bulvarı
6- Umut Geçidi
7- Kızılcık Burnu
8- Liman Caddesi
9- Pasifik Bulvarı
10- Çam Yeşili Sokağı
11- Mimoza Caddesi

Kitaplardaki kişiler Cedar Cove kasabası sakinleri. Hepsinin bir şekilde birbiri ile teması var. Biz okuyucular da bir süre sonra onlardan biri gibi hissediyoruz desem çok da abartmış olmam ☺️

Zor geçen 2020

Merhaba sevgili takipçilerim. 2020 yılının ilk yazısı ile karşınızdayım. Bu yıl bizim ailemiz için zor başladı derken bütün dünya için zor başladığının farkında değildim açıkçası.

Covid19 denilen lanet hastalık ha gitti, ha gidecek derken hala gidemedi belki de ikinci dalgası hızla geliyor. Eee onun gideceği yok madem o zaman herkes gibi bende normalleşme sürecine gireyim dedim ve yazımı yazmaya karar verdim 🙂

Kış ayları #evdekal şeklinde geçtiği için hayatımızda pek bir aksiyon olmadı açıkçası. Haziran ortalarına doğru normalleşme süreci başlaması ile birlikte biz de yavaş yavaş normalleştik tabii ki maskeli ve mesafeli olarak. Mart ayından itibaren daha önceden planladığımız Bangkok seyahatimizi ve hemen ardın da Seattle seyahatimizi iptal ettik maalesef.

2020 yılının ilk seyahatini Antalya Kemer’e yaptık. Otellerin açılmasına onay verildi diye biz de ilk tatilimizi kendi aracımız ile yapalım dedik malum toplu taşıma hala en büyük risk. Uçak, otobüs vs. Kendimizi Double Tree Hilton Kemer’e attık. Ama tamamen hayal kırıklığı oldu maalesef. Çünkü covid19 ile ilgili ana Restorant dışında hiç bir yerde önlem alınmamış herkes sırt sırta bir durumda idi. Tabii ki hemen tası tarağı topladık ve otelden ayrıldık. Malum risk büyük. Kısaca otelden bahsetmek gerekirse denizi mükemmel, odaları temiz ve geniş. Havuz çok kötü havuz çevresinde tuvalet olmadığı için çocuk havuzu ile iç içe olduğundan öğlen saat 12:00 den sonra havuzu hiç kullanmadık. Aslında biz sabah da kullanmadık sadece deniz de serinlemeyi tercih ettik. Ben bir daha gitmem tavsiye de etmem siz sevgili takipçilerime.

Otelin havuzundan bir an..
İskeleden gün batışı
Ve güzel bir anı

Bu dönemin ikinci tatil durağı Temmuz ayında Rixos Premium Göcek işte bu tesiste aradığımız hijyeni ve huzuru bulduk. 2016 yılından beri her sene mutlaka 3-4 kez geldiğimiz bir tesis olduğu için artık yazlık evimiz gibi oldu. Ama bu Pandemi sürecini de çok güzel yönetmişler. Tabii ki yetişkin oteli olmasının da çok büyük etkisi var. 16 yaş altı misafir kabul etmedikleri için sessiz, sakin huzurlu bir tatilin adresi aslında bu tesis.

Bu huzuru bir kaç fotoğraf karesi ile sizlerle paylaşayım dilerseniz..

Tesisten denize motorlar götürüyor sizi. Bu 5 dakikalık deniz gezisi çok da iyi geliyor
Sabah kahvenizi havuzda yudumlamak ayrı bir keyif
Havuzda günün her saati bu kadar kişi var
Deniz tertemiz ve sakin
Daidala Balık Restaurant dışardan rezervasyon ile gelen misafirlere de açık
Tekneniz ile gelirseniz otel ve marina iç içe

Otel Göcek çarşısına yürüme mesafesinde. Çarşıda aradığınız her şeyi bulmanız mümkün ve de akşam yürüyüşü için hareketli ve keyifli. Eğer tekneniz ile seyahat ediyorsanız marina ve otel iç içe.

Keyifli ve bu pandemi döneminde güvenli bir tatil için kesinlikle tavsiye ederim.

Ağustos başındaki üçüncü tatil rotamız da yine Kemer Tekirova mevkiindeki Amara Dolce Vita Luxury. Bu otel de neredeyse 10 senedir her yıl en az 2 kere ziyaret ettiğimiz otellerden biri. Burada da pandemi dönemi çok güzel bir şekilde yönetilmiş. Alan zaten çok büyük olduğu için kesinlikle hiç bir yerde yığılma yok. Çocuk alan bir tesis olmasına rağmen kimse ile sırt sırta değilsiniz. Türkiye’nin ikinci büyük Aqua parkı da bu tesisin içinde. Gerçekten sadece çocuklar için değil biz büyükler için de çok eğlenceli.

O zaman buyurun görsellere..

Odadan gündüz manzarası
Odamızdan gece manzaramız
Bir gün deniz bayağı dalgalıydı

Otelin içindeki Pescatore Balık Restoranı gerçekten denenmeli. Rezervasyon ve ücretli bir hizmet ama gerek lezzetleri gerekse manzarası ve müzikleri ile fark yaratıyor.

Şimdilik bu kadar dostlar. Yine bir yerleri ziyaret edersem mutlaka haberiniz olur. Kendinize çok iyi bakın. Maskesiz dolaşmayın, sosyal mesafenizi koruyun. Sağlıkla kalın 🙂

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın