Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık Kitaplarım

Uzun bir aradan sonra merhaba sevgili kitap dostlarım ve takipçilerim. Bir yılın daha son günlerine geldik. Bu yıl da 2020 kadar olmasa da pandemi ve etkileri ile saçma sapan bir şekilde geçti. Ekonomik dalgalanmalar, can sıkıcı bir çok olay, kadın cinayetleri, çocuk tacizleri hepsini üzülerek gördük ama değişen hiç bir şey olmadı.

Ben kendi adıma kendimi kapatmak ve bu sevimsiz, can acıtan olaylardan uzaklaşmak için her zamanki terapimi yani kitap okumayı seçtim. Gelelim son 4 ayın kitaplarına

Eylül ayı ilk kitabım, Geçmişin İzinden yazarı Colette Caddle

Geçmişin İzinden Colette Caddle

Bı güzel kitap İstanbul seyahatimde bitti. Tatilde de okumak ayrı bir keyif. Kitap okumanın yeri yok bende bilirsiniz. Okumadığım günü günden saymayanlardanım ben. Gelelim kitabımıza.. Okuduğum ilginç kitaplardan biri. Sonlarına doğru süprizler barındırıyor. İlk başlarda klasik bir pansiyon ve pansiyon misafirlerinin hayatları gibi diye düşündüğüm bir kitaptı ama okudukça öyle olmadığını anladım çok keyifle okudum. Dili akıcı, konusu güzel sizlerinde çok keyifle okuyacağınızı düşünüyorum. Okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum.

Eylül ayı ikinci kitabım, İstanbul Kırmızısı yazarı Ferzan Özpetek

İstanbul Kırmızısı Ferzan Özpetek

Biraz gecikmeli bir yorum yazabilmiştim Instagram sayfama bu kitap ile ilgimi maalesef şimdi burada yazarken yine anımsadım . Malum sonbahar havalar limoniydi dolayısı ile ben de biraz limoniydim. Bitki çayı, hırka çorap mevsimi açılmıştı tabii. Gelelim kitabımızın konusuna Sinema eğitimi için İtalya’ya giden Ferzan ÖZPETEK’in İstanbul’a hasta annesini ziyareti için dönüşünde iç dünyasına gezintisi , ailesi, arkadaşları, aşk seçimini anlatan kısa roman. Yazar çocukluğu ve ilk gençlik dönemi İstanbul’u anarken yeni İstanbul’un da karmaşası ve yıkılan eski evleri ve kötü şehirleşmeyi ve gezi olaylarını da anıyor. Bir yandan da yolu kesiştiği Anna’nın öyküsü var tabii ki. Kitapta Anna’ın öyküsünü okumak bana Ferzan Özpetek’in öyküsünden daha ilginç geldi açıkçası. Tavsiye edebileceğim bir roman. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim. Kitabın filmi de çekilmişti.

Eylül ayı son kitabım Yıldız Tozu yazarı Priscille Sibley

Yıldız Tozu Priscille Sibley

Yıldız tozu, beni çok etkileyen akıcı bir dille yazılmış güzel bir kurgu. Matt ve Elle nerdeyse doğdukları günden beri birbirini tanıyan ve çocukluk aşkı olan iki insan. Zaman içinde ayrılsalar da yolları bir şekilde kesişip evlenmeyi ve mutlu olmayı başarıyorlar. Ta ki o kaza olana kadar. Zavallı Matt ölüm döşeğindeki karısı için mi yoksa bitkisel hayattaki karısının bedeninde büyümeye çalışan bebeği için mi endişelensin. Ve bu sıkıntılı süreçte annesi, kayınbiraderi, yasalar, mahkemeler, avukatlar ve duruşmalarla mı ilgilensin. Bir tarafta canından çok sevdiği karısı bir tarafta karından geriye kalacak son şey evladı. Severek okuduğum kitaplardan bir tavsiye ederim tabii ki ☺️

Ekim ayının ilk kitabı Gümüş Serçe yazarı Fiona Valpy

Gümüş Serçe Fiona Valpy

Arkadya Kitap yayınlarından Fiona Valpy’nin Gümüş Serçe romanı ile geldim. 2. Dünya Savaşı zamanı dönem kitabı. Almanlar bu kez Fransa’yı işgal etmiş. Fransızlar da bir taraftan günlük hayatlarına devam etmeye çalışarak bir taraftanda Direnişe katılıp ülkelerini kurtarmak için çabalıyorlar. Kitaptaki bu çabanın kahramanları 3 genç terzi kız. Direniş hareketinden Yahudi olmadıkları halde nazi kampına uzanan etkileyici bir yaşanmışlık. Gelelim kitap yorumuna,
Harriet, 1940’lı yıllardan kalma 3 kadının bir modaevinin önünde çekilmiş fotoğrafı ile annesinin intiharının arkasındaki gerçekleri, ailesinin geçmişini öğrenebilmesi için Paris’e gitme kararıyla başlayan hikaye bakalım sizleri nereye sürükleyecek. Ben bu kitapta yine güçlü kadınları gördüm. Size de tavsiye ederim.
Kitapla ve sevgi ile kalın.

Ekim ayı ikinci kitabım, Düğün Hediyesi yazarı Lucy Kevin

Düğün Hediyesi Lucy Kevin

Romantik bir aşk filmi tatlında yine bir Arkadya kitap ile geldim canlarım. Yazarı Lucy Kevin kitabın adı Düğün Hediyesi. Kısa bir roman ama bir kaç saate okunup bitiyor tebessümü de yüzünüzde kalıyor. Gelelim kitabımızın konusuna. Julie Restorant sahibi bir kadın, ünlü şef ve yemek eleştirmeni Andrew Kyle’nin Restorantına gelmesi ile her şey alt üst olur. Yaptığı yorum sayesinde Restorant kapanmak durumunda kalır ve Julie de teyzesinin yanına taşınır ve yeni bir işe başlar. Ama Andrew ile tekrar karşılaşacaktır.
Daha önce de belirttiğim gibi romantik komedi film tadında çok akıcı bir kitap. Bir kaç saate okursunuz. Tavsiye ederim.

Ekim ayı üçüncü kitabım, Bir Masaldı Geçen Yıllar yazarı Stella Aciman

Bir Masaldı Geçen Yıllar Sitella Aciman

Ayın üçüncü kitabı Stella Aciman’ın Bir Masaldı Geçen Yıllar 1926-1960 kitabı. Cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle gayrimüslimlerin vatanı olmayan ama kendilerini ait hissettiği topraklarda sadece dinleri yüzünden yaşadığı umut umutsuzluk, huzur huzursuzluk, hayal kırıklıkları. Atatürk’e olan büyük saygı sevgi ise beni en çok etkileyen satırlardan ilki oldu. Ticareti ellerinden almak için yapılan çirkin oyunlar kapsamında Varlık Vergisi dönemi ve 6-7 Eylül olaylarını da kapsayan her sayfası tarih kokan akıcı bir dille anlatılmış. Ben çok severek okudum ve sizlere de tavsiye ederim.
📍Bu arada yazarın ilk kitabı olan BELLA isimli romanı da çok severek okumuştum. Yorumu daha önceki postlarda mevcut ilginizi çekebilir diye küçük bir hatırlatma ☺️
Sevgiyle ve kitapla kalın 📚🧡

Ekim ayı son kitabım, Adsız Roman yazarı Sema Soykan

Adsız Roman Sema Soykan

Buram buram tarih ve hüzün kokan Alfa Yayıncılıktan çıkan Sema Soykan kitabı ile geldim. Yazarın okuduğum ikinci kitabı olan Adsız Roman 1864 Çerkez Sürgünü ve Soykırımı.. Kitap çok akıcı bir dille yazılmış gerçek olaylara dayandığı için de çok daha özel bir kitap. Yazarımız da kitabı büyük emek ile araştırmalar ile yazmış. Kalemine sağlık.. Gelelim kitabınızın konusuna.
1864 yılında Rusların Kuzey Kafkasya’da yaptığı sürgün ve soykırım içinde büyük bir aşkı da okuduğum çok güzel bir roman. Günümüzde Neri’nin yıllar önce annesinin antikacısına satmak için götürdüğü eski bir küp, antikacı da karşısına çıkan antika bir Çerkes kaması ve küpün içinden çıkan eski mektuplar.. Elbruz, Janset ve Jankat’ın aşkı. Çerkes köylerinin yakılıp, yıkılması. İnsanların zorla sürgün edilirken bulaşıcı hastalıklar, soğuk ve açlık yüzünden kırılması. İnsanlar köylerine tekrar dönemesinler diye Rusların tarladaki mahsulden ağıldaki koyunlarına, atlarına kadar hepsini telef etmeleri. Yaşlıların gözlerini oyarak işkence etmeleri, kadınların ırzına geçmeleri ve daha bir çok acıyı içiniz burkularak okuyacaksınız bu kitapta.
Çerkezler’in kadına verdiği değer ise içinizi ısıtacak türden hele de yaşadığımız şu dönemde.
Ve tabi günümüz kısmında da Neri ve Aras’ın filizlenen aşkı..
📚💕
Keyifli okumalar diliyorum 💫 Ve son olarak Sinemis’in hikayesini de dört gözle bekliyorum sevgili Sema Soykan 🙏🏻🧡

Kasım ayına güzel bir seri ile başladım. Paullina Simons Bronz Atlı Serisi. Seri 4 kitaptan oluşuyor. Aralık sonuna kadar ancak biter sanırım yılı bu seri ile kapatırım gibi ☺️

Paullina Simons Bronz Atlı Serisi
Bronz Atlı Paullina Simons

Sevgili kitap dostlarım, @paullinasimons #bronzatli serisinin ilk kitabı olan Bronz Atlı dün sabaha karşı 04:48 de bitirdim” diye başlamışım Instagram postumada 🙂 Kitabımın son 100 sayfası kalmıştı elimden bırakmamıştım 🙈 Kitabın sayfa sayısı sizi korkutmasın yazarın akıcı dilini, çevirmen Solina Silahlı o kadar güzel aktarmış ki duygular tamamen size geçiyor ve kitabın gerçek bir hayat hikayesine dayanması da ayrıca güzel. Gelelim kitabımızın konusuna
📌1942 Haziranında Almanların Rusya’ya girmesi ile Tatyana’nın hem ülkesinde hemde kalbinde savaş başladı. Bu zorlu savaş şartlarında açlık, iklim koşullarının zorluğu ve bir de aşk. Ama hayatının aşkının aynı zamanda ablası Daşa’nın da aşık olduğu adam olduğunu öğrenmesi…
📌Alexander’in büyük sırrı ve iki kişinin bildiğinin sır olmaması gerçeğini bir kez daha gördüm bu romanda🥲 sözde arkadaş Dimitri sayesinde
📌Savaş bir aileyi, bir ülkeyi nasıl yavaş yavaş yok ediyor geriye sadece birşeylere tutunanlar hayatta kakıyor. 17 yaşındaki genç kızı da önce ailesini beslemek, mutlu etmeye çalışmak sonra da aşk hayatta tutuyor.
Bu serinin ikinci kitabı #tatyanavealexander bu akşam başlayacağım ve gerçekten çok merak ediyorum sizde de bu seriyi tavsiye ederim. Kitapla ve mutlu kalın 💕

Kasım ayının ikinci kitabı Bronz Atlı Serisinin ikinci kitabı olan Tatyana ve Alexander

Tatyana ve Alexander Paullina Simons

Serinin ikinci kitabı olan Tatyana ve Alexander kitabını da sabaha karşı 04:00 de bitmişti. Sanırım bu serinin kaderi bu hep sabah 4 civarı bitiyor☺️ takipçilerim bilir ilk kitap da sabah 04:48 de bitmişti☺️
Gelelim kitabımızın konusuna
📌İlk kitaptan hatırlarsınız 1942 Haziranında Almanların Rusya’ya girmesi ile Tatyana’nın hem ülkesinde hemde kalbinde savaş başlamıştı. Ve bütün zorluklara rağmen hayatının aşkı ile evlenmeyi başarmıştı. Rusya’dan kurtulmayı da ama maalesef Alexander’i arkasında bırakma zorunda kalarak..
📌İkinci kitapta ise Amerika’ya ulaşan Tatyana öldü sandığı kocasının yasını tutarken kendine ve bebeğine yeni bir düzen kurmaya çabalarken Alexander Rusya’da çok zor zamanlar geçirmekte ve sürgünde hayin subay olarak anılmaktadır.
📌Tekrar kavuşmak için kocasının yaşadığına bir an inanıp bu inancın peşinden tekrardan vatan hayini ilan edildiği topraklara dönen aşık bir kadının aşkı ve sevdiği adam için mücadelesi ve onca işkence altında hep karısının hayali ile güçlü kalmaya, yaşamaya devam eden genç adamın yürek burkan hikayesini okuyacaksınız.
Ben severek okudum, şimdi sırda serinin üçüncü kitabı #yazbahçesi var. Bu akşam başlarım😉 ve yine gerçekten çok merak ediyorum. Yaz Bahçesi kitabında da Tatyana ve Alexander’in Amerikadaki yaşamı anlatılıyordur diye düşünüyorum ama bakalım ne süprizleri beni bekliyor. Yine çok sayfası bir kitap ama keyifle okuyacağımı düşünüyorum bakalım☺️Size de bu seriyi tavsiye ederim. Kitapla ve mutlu kalın 💕

Kasım ayının üçün kitabı Bronz Atlı Serisinin üçüncü kitabı olan Yaz Bahçesi

Yaz Bahçesi Paullina Simons

Üçüncü kitabın ilk başlarında Tatyana ve Alexander Amerika’da gezgin bir hayat sürerek geçici işlerde çalışarak karavanları ile bir kaç ayda bir yer değiştirecek yaşıyorlar. Ta ki Arizona’ya kendi arazilerine gelene kadar. Burada iş kurup savaşın Alexander üzerindeki yaraları sarması ve bazı şeyleri atlatmaya çalışırken ki özellikle Tatyana’yı kırıp dökmesi uzun uzun anlatılmış. Kitap üç bölümde bitti. Tatyana ve Alexander’ın çekirdek ailesi yeni çocukları ile büyüdü. İlk oğulları Antony babası gibi asker oldu. Gerisi spoiler olur diye yazmayacağım. Tabii bir de Tatyana’nın çocukluğuna dönen bölümler var.

Kitabı çok uzatmışlar gereksiz detaylar çok fazla ama sıkılmadan okunuyor bence. Size de tavsiye ederim. Kitapla ve sevgi ile kalın.

mymoonishitchhiking tarafından yayınlandı

I travel, eat and enjoy life.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın