Haziran, Temmuz, Ağustos Kitaplarım

Yaz sezonu başladı, tatiller art arda olunca okuma performansı da maalesef düştü tabii😔 Ama yine de son üç ayda okuduğum kitapları sizlerle paylaşmak istiyorum dostlar..

Yaz sezonu ilk kitabım İskender Pala’nın Kervan kitabı.

Çok kalın bir kitap olmamasına rağmen elimde çok uzadı bu kitap maalesef. Kötü bir huyum var benim bir kitaba başladıysam sevmesem de sonuna kadar okuyorum ama sevmeden okumak maalesef işkence oluyor. Gelelim neden sevmediğime; kitap neredeyse Osmanlıca kelimelerle yazılmış. Ben anladım çözdüm ama bir çok kişi yanına sözlük alıp okumalı. Romandan ziyade İslam tarihi ansiklopedisi okuyormuş izlenimi verdi. Diyeceğim o ki beni sarmadı. Gelelim kitabımızın konusuna. Son 5 yıldır hac ziyaretleri, Mekke-Medine Osmanlı devletine ait olmasına rağmen oralarda çıkan dazlaklar yalnızca Allah’a dua edilir ve dilekler Allah’tan istenir düşüncesi ile Mekke ve Medine’ yi ele geçirmiş, Hac ziyaretlerini yasaklamış, orada hüküm sürmeye başlamıştır bu sebepten ötürü beş yıldan beri Kâbe’ye hacı gidemez olmuştur. Osmanlı zamanında vakanüvis olan Yahya Efendi’nin beş yıl sonra ilk kez gidilecek olan Hac ziyaretini yazmakla görevlendirilmesi ile kitabımız başlar. Sürre alayı on bin kişilik bir hacı adaylarıyla yola çıkmıştır bu yolculukta Yahya Efendi 4. Bölüktedir. Vakanivüslük görevi yolun ortasında elinden alınmış bu ziyaretin yazılması kararı kaldırılmıştır. Görevi bitmiş olmasına rağmen Yahya Efendi Hac ziyaretini tamamlamak ister ve olaylar başlar.

Kervan – İskender Pala

Haziran ayı kitabım Zümrüt Şelaleleri. Yazarı Kimberley Freeman yine çok yalın bir dille aşkı ve mücadeleyi anlatmış. Kitap 1926 ve 2014 yılları arasında iki farklı kadının gözünden anlatıyor olayları. Yine eski dönem mektupları ve sırlar günümüzde ortaya çıkıp açıklığa kavuşuyor. Ben severek okudum size de tavsiye ederim. Okuyorum çünkü okudukça büyüyor insan..

Zümrüt Şelaleleri – Kimberley Freeman

Temmuz ayına Heather Morris’in Auschwitz Dövmecisi kitabı ile başladım. Yine bir Nazi Almanya’sı dönemi kitabı. Yazarın yolu bir şekilde kitap baş karakteri Slovakyalı Yahudi Lale Sokolov ile kesişiyor ve Lale birinci ağızdan hayatının en kötü 3 yılını yazara anlatıyor. Bu üç yılın en güzel tarafı ise Lale’ye yaşama umudu olan koluna dövme yaparken aşık olduğu Gita. Yazar gerçek bir hayat hikayesini yazdığı için okurken çok daha fazla etkilendim. Nazi Almanya’sı dönemi kitaplarını okumaya seviyorsanız tavsiye kitap olarak öneririm. Şimdi de sırada yine aynı yazarın devam kitabı olan Cilka’nın Yolculuğu kitabı var.

Auschwitz Dövmecisi – Heather Morris

Temmuz ayına Heather Morris’in Auschwitz Döğmecisi kitabı ile başlamıştım. Hemen ardından da yazarın devam kitabı niteliğinde olan Cilka’nın Yolculuğu kitabı ile devam ettim. Nazi Almanya’sı dönemi döneminde Auschwitz-Birkenau toplama kampına geldiğinde 16 yaşında bir çocuktu. Güzelliği sayesinde üst düzey bir SS Komutanının ilgisini çekti ve diğer kadın mahkumlardan ayrı bir yere konuldu. Kendi isteği dışında getirildiği konumu korkunç şartlarda hayatta kalmak için bir güç olduğunu çok geçmeden öğrendi. Ta ki Sovyet askerleri kampı ele geçirip tutsakları kurtarana kadar. Ama Cilka’nın çilesi yine birmemişti. Sovyet askerlerine göre o bir Hitler fahişesi ve ajandı. Alman Nazilerin 16 yaşındaki genç bir kızın seçme hakkı olmadan yaşamaya mecbur ettiği hayat Sovyet askerleri tarafından bir kez daha karartılacaktı. Bu kez adres Gulag adı verilen Sibirya’daki çalışma kampı oldu maalesef. Tavsiye ederim mutlaka okuyun dostlar.

Heather Morris – Cilka’nın Yolculuğu

Ağustos ayının ilk kitabı romantik komedi film tadında bir kitap olan Her Güne Bir Öpücük yazarı Rachel Gibson. Benzerlerini defalarca televizyon ve sinemalarda izlediğiniz türden bir kitap yani tam da kafa dağıtmalık, eğlencelik çerez tadında. Eski beyaz diziler gibi yakışıklı genç adam ve güzel kızın romantik hikayesi. Ben keyifle okudum. Tabii ki size de tavsiye ederim. Kitapla ve aşkla kalın 💕

Her Güne Bir Öpücük – Rachel Gibson

Ağustos ayındaki ikinci kitabım tatildi, işti, seyahatti, yoldu, yorgunluktu derken elimde uzun bir süredir sürüklenen Elena Ferrante’nin Yetişkinlerin Yalan Hayatı isimli kitabı. Gelelim kitap konusuna. Çok akıcı bir kitap olmamakla birlikte 12 yaşında anne ve babasının bir tartışmasına kulak misafiri olan ergenliğe yeni adım atma aşamasındaki kız çocuğunun ailesini, aile ilişkilerini ve çevresindeki yetişkinleri gözlemlemesi ve kendini tanıma, bedenini keşfetme ve ilerki dönemlerde karakterini şekillendirmek için yani halama mı benziyorum, iyi bir insan mıyım vb gibi şeyleri irdelemesini konu alan bir roman. Beni çok sardığını söyleyemem ama daha önce de bahsettiğim gibi başladığım kitabı sevsem de sevmesem de bitirmek gibi bir huyum olduğu için okudum bitti.
Elimde yazarın Napoli Romanları serisi 4 kitap bir de yine bir tek romanı daha var. Umarım bu kitap gibi değillerdir..

Elena Ferrante – Yetişkinlerin Yalan Hayatı

Sağlıkla, kitapla ve aşkla kalın 💐

mymoonishitchhiking tarafından yayınlandı

I travel, eat and enjoy life.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın